Logo

kendine odaklanmak ruhsal zekayı da geliştirir

kendine odaklanmak ruhsal zekayı da geliştirir

Ruhsal zekâyı anlamak için önce zekâyı anlamak güzel olmaz mı?

Şimdiye kadar yapılmış envai çeşit zekâ tanımı var. Bana göre zekâyı en net anlatan tanım Bergson’un anlatımı. Diyor ki, “zekâ, önceden edinilmiş bilgi ve tecrübeyi kullanarak bugünkü hayatın şartlarına zihnin uymasıdır, uyma kabiliyetidir.” Doğuştan gelen, kalıtımla aktarılan zekâ yapısının geliştirilebilir olmasının ana hattı burası bana kalırsa.
Muhteşemliğe bakın, zekâmızı şartlara uyum sağlamayla geliştirebiliyoruz.

Yıllarca insanı anlamada ve insanın sorunlarını çözebilmesinde zihinsel zekânın  ( IQ ) yeterli olacağı kanısı vardı biliyorsunuz. Sonra Daniel Goleman çıktı ve dedi ki “yetmiyor! Adamın IQ oranı yüksek, iyi ama sosyal ya da iş hayatında başarılı değil. Duyguyu görmeyen, tanımayan, onu yönetmeyi beceremeyen insan eksik kalıyor.” Bu sefer öyle bir dönem geldi ki; ilişkilerimiz için, iş hayatımız için, başarımız, mutluluğumuz için kendimizi sadece zihinsel açıdan değil limbik sistemimiz açısından da ele almaya başladık.

Bugünlerde geldiğimiz nokta için de size bir şey anlatayım,

Geçen gün ofisimize bir danışanımızın yakını geldi. Bizim ne yapmakta olduğumuzu sordu. Anlatınca “vay canına ne kadar da gelişti bu tip çalışmalar” dedi. “Ben de 7 yaşındaki oğlumda yaşıyorum bazı şeyleri, enteresan bir çocuk, çocukluğundan beri boyundan büyük laflar ediyor ve ben anlamakta zorlanıyorum ya da nasıl cevap vereceğimi bilemiyorum çoğu zaman” geçenlerde bana:
- “Anne, biliyor musun? Bir sürü kapılar görüyorum, bir sürü kapılar var. Oralardan girip başka dünyalara gidebiliyorsun. Sen ölünce oralara gideceksin ya;  ben de kapılardan girip senin yanına geleceğim, seni görüp geri geleceğim. Burada olmak için beden lazım. Geri gelince yeniden bedene gireceğim. Beden nasıl ölümsüz olur? Büyüyünce bunu araştıracağım ben.”

Artık çocuklarımız başka tellerden çalıyorlar ve inanın ofisime gelen danışanlardan bazıları sadece çocuklarını anlayabilmek için, bakış açılarını değiştirmeyi öğrenmek için seans istiyorlar.

Bildiklerimizin ötesindeki bazı bilgileri edinmenin ve kendimizi bu zamana uyumlamanın zamanı geldi. Zaman ruhsal zekâyı geliştirme ve yaşamın yeni şartlarına bu yolla uyum sağlayabilmeyi öğrenme zamanı. Zaman keşfetme zamanı.

Bu arada şunu söylemeden geçemeyeceğim. “Ruhsal” kelimesinden korkanlar var:)

Haksız sayılmazlar, bir alışkanlıktan başka bir alışkanlığa geçmek kolay olmayabiliyor. Diğer yandan ruhsallığı hurafelikle, din bakış açısına yakın görüp, aklı yok edici bir yaşam şekli olarak değerlendirenler var ki onlara “konuyu yanlış anlamış olabilirsiniz bir daha bi araştırın” diyesim geliyor. Ruhsallık öyle öcü bişey değil aksine hem IQ hem de EQ sistemimizi bütünsel olarak kullanabildiğimiz, neden sonuç ilişkilerini bağlama görevindeki zekâyı çok daha geniş kapasiteli kullanabileceğimiz, bizi sınırlardan, kalıplardan, sadece öğrenilmişliklerin doğru olacağı düşüncesiyle geniş düşünmemizi engelleyen herşeyi bitirmemizi sağlayan bir zeka kullanımı. Yumuşatıcı, güven verici, kendi frekansımızla yaşamın frekansını uyumlu hale getiren bir model ki ruhsal zekayı kullandıkça daha özgür hissetmeye başlarız kendimizi. Bundan güzel ne olabilir?

İyi güzel de nasıl olacak bu gelişim?

Haydi bakalım!
Önce bir hap alacaksınız sonra ben de elimdeki sihirli çubukla sizi baştan yaratacağım demek isterdim ama böyle değil elbette. Bu emek vereceğiniz bir süreç. Baya keşifli. Sürecin tadını çıkaranlar bu keşiften gayet hoşlanıyorlar. Adım adım, yaşaya yaşaya, sindire sindire yaşamınıza daha da hakim olduğunuz bir süreç.

Ruhsal zekâ gelişiminiz için sizi bazı kelimelerle buluşturuyorum şimdi.

Farkındalık kelimesini o kadar sık duyar ya da kullanır olduk ki gerçekten anlamını idrak ediyor muyuz ya da hayatımızda uygulamaya geçtik mi muamma. Hatta kelimeden bıkmış olabileceğinizi bile tahmin ediyorum ama söylemek zorundayım ruhsal zekayı aktif kullanabilmek için çok önemli bir adım farkındalık. İçinizde fethedeceğiniz kalenin kapısı o. O kapıyı tüm gücünüzle ağır ağır ittirirsiniz ve kendi dünyanızın derinliklerine doğru girdiğiniz yerde yeni bir dünya karşılar sizi. Fark etmek, parçalara ayrılmış yaşam anlarının birbirlerine bağlanması benim gözümde.
Bilmekten idraka geçilen yer.
Aslında müthiş bir şaşkınlık, hayret, vay canına dedirten bi keşif alanı.
İngilizcede “real- ize” olarak kullanılan kelimeyi gerçeğe uyanmak gibi de algılayabiliriz.
Uyanış çünkü bi yandan da.

Sokrates ne güzel demiş “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir” diye.

Danışanım o kadar emindi ki, sevilmediğinden “kocam beni sevmiyor, istemiyor, bana şunu yaptı bunu yaptı” ayrılmayı düşünüyordu bi yandan da üç çocuk var, param yok, napıcam diyordu.  Çalışmada fark etti ki kocasının kendisini sevmediği inancı sadece bir zandı. Kendi bilinçaltındaki yoğun bir ilgi ve sevgi ihtiyacı baskı yapıyor ve kim ne yaparsa yapsın yeterli gelmiyor, sevgi haznesi dolamıyordu. İçindeki bu boşluklarla davrandığını görüp eşinin ilgili davranışlarına başka bir gözle bakmaya başlayınca kendi de ilişkileri de değişti.

Fark ederek başka bir gözlükle bakarsınız ve eskisinden çok daha gerçeğe yakınlaşırsınız.

Fark etmenizi kolaylaştırıcı egzersizlerle farkında olma kat sayınız artar, öğrenilebilinir bişey yani.

Karar Anı, bazıları için çok zorlayıcı ama tabii ki bilirsiniz ki bazen en kötü karar kararsızlıktan daha iyi ya, fark ettiğiniz her durum sizi hoop karar noktasına gönderir.

Ya fark ettiğiniz durumun içinde kalmaya devam edersiniz ya da değiştirip yeni fikre, inanca yönelirsiniz. Çünkü kimse çok uzun süre bir ayağı eski enerjide diğeri yeni enerjide kalmaz kalamaz.
Seçim yapmak lazım haliyle. Seçim yaptıkça da bir adım sonraki aşamaya geçtiğinizi görürsünüz.

Bilgisayar oyunu gibi. Level geçtikçe yenisi gelecek ve siz daima geçmeye çalışacaksınız. Öyle bi yer gelecek ki yepyeni sizi göreceksiniz. Mutluluk verici.

Hayati nokta değer bilinci

Değersizlik inancından kırılıyoruz resmen. Bu kadar net, büyük harflerle söylüyorum. Biz nasıl oldu da kendimizi bu kadar değersiz kıldık. Atalarımızdan gelen kahramanlık öyküleri mi yalandı? Nerede yanlışlık var? Genetik olarak bize geçen bilinçaltlarımıza işlenen duygunun yüksek değer duygusu olması beklenirken nasıl oluyor da yerlerde sürünüyoruz değerimizi bilmek açısından. Düşünmeli.

Ö.N çok sevdiğim bi danışanım. Üniversitelerde okumuş, masterlar, hatrı sayılır çalışmalar yapmış, zehir gibi bir zekâya sahip ve fakat o kadar eksiğe odaklı bir bakış açısına sahipti ki.
“Bende şu da yok beral, bu da yok. Yapamam, beceremem”! Ona onunla ilgili görüşlerimi söyledikçe başkası için yorum yaptığımı düşünürcesine dinliyordu beni. İçinde o kadar yüksek ölçüde hak etmeme ve değersizlik duygusu vardı ki. Potansiyelini açığa çıkaramıyordu.
Çalışmalarla adım adım ilerliyoruz. Eskisine göre daha farkında nerede durduğunun, değiştirmek için gayreti var.
Hangi okulları bitirirsek bitirelim değersizlik duygusunu değere dönüştürmedikçe emin olun bitmiş okullar pek de işe yaramıyor çünkü hayata geçemiyor ki bilgiler.

Affedince ne mi oluyor?

Hafiflik! sırtından küfeler dolusu yükleri aşağı indirmişçesine hem de. Anneni, babanı, eski sevgilini, komşunu, şunu bunu. Seni üzen herkesin hayatında oluş sebebini idrak ettiğinde sana kattıklarını, öğrendiklerini görmeye başlıyorsun ki değil affetmemek yaptıkları için teşekkür edesin bile geliyor. İnsanların çoğu bu durumu “hala” hayretle karşılayabiliyor.
Beni üzdü bir de teşekkür mü edeceğim diyorlar.
Bu bakış açısı açıkçası henüz sadece IQ aşamasındaki zekâ kullanımıyla ilgili.

Şunları söyleyince neler hissedeceksiniz acaba?

“Ben hayat yolumda başıma gelenlerle istediğim yere doğru ilerlerim. Her gelen insan bana aynalık yapmış ve beni bana göstermiştir. O anda bunları anlamamış olsam bile şu an idrak ediyorum. Geçmişte yaşadıklarımdan dolayı sorumlu tuttuğum herkesi affediyorum. Onlar farkında olarak ya da olmayarak bana rol arkadaşlığı yaptılar. Rollerini oynayan herkesi affediyorum. Öfkelendiğim, inatlaştığım, intikam almak istediğim herkesi affediyorum. Artık ilişkilerim daha iyi. Oldukça olgunlaştım. Sizlerin katkısı büyük. Hepinizi affediyor ve teşekkür ediyorum.”

Affetmek, kin ve öfkeyle geçmişi anmayı bitirdiğimiz için gerçek bir özgürlük aslında.
Özgür olmayı istemez misiniz?
- Bu cümlelerle mi özgür olacağım?
- Elbette hayır, bunları söylediğinizde ne hissedeceğinize bi gözlemci kalmanızı fena halde tavsiye ederim. Eğer bilinçaltı çalışması yaptırmadıysanız affetme ihtiyacı hissettiğiniz insanın sizin üzerinizdeki etkisi için, bu sözler dönüşüm için çok da yeterli olmaz çünkü alttaki negatif duygu hala orada duruyordur. Ama bazı çalışmaların ardından kurulan bu cümleler bilinçaltınızla bilincinizi paralel bi noktaya getirmede baya görev görür.
 

Einstein: “Bir sorun onu yaratan bilinç seviyesinde çözülmez”

Bi sorunu çözerken gösterilen bakış açısı değişikliğinden kasıt, o sorunun içindeki anlamları görebileceğin tarafa geçmek olmalı. Anlamlandırma yapmak başka bir bilinç istiyor çünkü.
Alt yazı okumaya benzettiğim bir şey. Bir cümlenin, bir yaşananın altındaki gizli ifadeyi, anlamı görmek. Bu konuyu çok abartanlara rastladım. Akıl kullanımını tamamen bırakarak sadece göreceli anlamlarla yaşıyorlar. Yaşadıklarınıza hiçbir anlam yüklemeden yaşamakla, her şeye aşırı anlamlar yükleyerek yaşamak arasında ince bir çizgi var hakkaten. O çizgi ayarınıza bozabilecek kadar da önemli. Bu yüzden resmin büyüğünü görmek için bir şeye ekstra anlam yüklemek değil, var olan anlamı okumayı becermek çok daha verimli. Ruhsal zeka o anlamı okumanızı sağlar. Dahası anlamı okumanızı engelleyen zihinsel tüm kabuklarınızı da kırmanızı bekler.
Eski zekâ seviyemizin yarattığı zihinsel, sınırlayan kabukları.
Böylece siz gittikçe olanlar ya da olmayanlar için şikâyet etme halinden, olandaki yüksek potansiyeli görme aşamasına gelmeye başlarsınız. Oldukça yaratıcı!

Kendine odaklanarak ruhsal zekanın gelişimiyle ilgili dikkatinizi çekmek istediğim kelimelerim çok daha fazla. Bunlar sadece birkaçı.

Eğitim, seminer ya da seanlarda daha da detaylandırıyorum ve bu konuların içine dalarak ve uygulamalarla pekişmesini sağlıyorum.

Sevgiler,
Beral


YORUMLAR

danışmanlık hizmet talebi
merhaba, çalışma arkadaşımlarım geçen TBB eğitiminize katılmış ve pek mutlu ayrılmışlar,ben,m üniversite hazırlıkda okuyan bir kızım var ve kendisinin farkına varmasını bir farkındalık yaratmasını isityor bu nedenle sizden bu yöndem yardım almak istiyorum.Çalışma şeklinizi tam bilmediğim için siz yöndlendirme yaparsanız sevinirim. saygılar,

zeynep aslıhan akkuş
>
Özel seans randevusu için tıklayın