Logo

bir şeyler yap beral, O bana geri gelsin

bir şeyler yap beral, O bana geri gelsin

Randevu saatinden on dk. önce kapı çaldı ve karşımda, uzun boylu, gözleri iri, bakışları donuk, sanki içine içine çekilmiş, sessiz, güzelliği kapatılmış, gizli duran bir kadın vardı. Tedirgindi. Oysa daha önce karşılaşmış, uzak da olsak aynı ortamda bulunmuştuk. Kendisine öğretmen havası veren ensede toplanmış saçları, omurgasında ince bir çubuk varmışçasına dik duran bedeni, biraz daha gülümserse sanki başına kötü bir şeyler gelecekmiş gibi bakan korkulu gözleriyle elimle işaret ettiğim, seans yapacağımız odaya doğru ilerledi. Ne yapacağımızla ilgili pek fikri yoktu. Ortak arkadaşımız tavsiyesiyle geldiğinden bildiği tek şey kendini başka birisinin canlandırmasıyla seyredeceği ve yaşadıklarının gerçekteki sebep ve sonuç bağlantılarını görebilecekti.Tedirgindi. 

- Hoş geldin Sevinç.

Bu işin en güzel yanlarından biri danışanların ilk kez geldikleri hallerini gözlemlemek. O kadar iyi biliyorum ki bir süre sonra bambaşka bir ışık yayacaklarını. Bu yüzden bu değişimi seyretmek, farkı net görmek için ilk geldiklerindeki enerjilerini an be an izliyorum ve birkaç seans sonra kendilerine nasıldın geldiğinde hatırlıyor musun dediğimde, çoğu kendi halini asla tanımlayamıyor. İnsan o kadar enteresan bir varlık ki değişimi yakaladığında dün sanki yaşanmamış gibi ya da sanki ona ait değilmiş gibi kendinden uzaklaştırabiliyor. Eğer değişime gerçekten hevesle, kararla başlamışsa elbette. Hedeflediği çözülme içsel bir güdüyle ilk varış noktasının sinyalini veriyor. Oraya ulaşıldığında yaptığı yegâne şey, ikinci hedefi önüne koymak istemesi. Bu inanılmaz büyük bir sıçrama sağlıyor. Adım adım kendini yaratıyor. Asıl önemlisi bunu o istiyor ve birlikte iyi bir takım oluyoruz. Ama değişim korkusu; yaşamın değişimle birlikte doğuracağı yeniliklere karşı duyulan korku kararlılıktan daha önde ise o zaman iş biraz değişiyor, sıçrama biraz yavaşlıyor. Şöyle cümleler gelmeye başlıyor.

  • Hmm işim de değişir mi yani?
  • Eşimle anlaşamıyoruz ve ayrılmamız gerektiğini aslında biliyorum ama ayrılmaktan da korkuyorum, ya ayrılırsam?

Bu durum genellikle kontrol ederek yaşamını sınırlayan, kontrol ederse kendini güvende hisseden, kontrolü bırakıp hayatın akışına teslimiyeti artırırsa gücünü kaybedeceğini zannedenlerin olmazsa olmaz tepkileri.

Sevinç koltuklardan birine oturdu ve...

  • Beral ben işin içinden çıkamıyorum. Birden bire ortadan kayboldu. Mesajlarıma ve aramalarıma geri dönmedi ve beni bir daha hiç aramadı. Tam 1 yıl oldu. Onu beklemekten başka bir şey yapmıyorum. Kendimi başkasıyla hayal bile edemiyorum. O olmazsa hiç kimse olmasın. O olsun, Onu istiyorum. Ne yapabiliriz?

Harekete geçmeyen, bekleyen, eylemsiz, sadece kaybetmiş oyuncağı için ısrarla tepinen bir çocuk gibi hırçın, tutturmuş durumdaydı.

GüldümJ

Ben de büyücü, sihirbaz tipi mi var bilmiyorum ki.
Hoop de, getir o adamı buraya Beral!

Aslına bakarsanız, takılı kaldığı eski erkek arkadaşı Ali değildi. Ali bir sembol, bir rol arkadaşı, bir yan oyuncuydu. Ali’nin varlığı ve bu rolünün amacı, Sevinç’in ne kadar takıntılı, ısrarcı, kontrolcü davranıp hayatını da aynı oranda tıkadığını fark etmesini sağlamaktı. Bu tıkanıklık onu yaşamdan alıkoyan çok sert bir enerjiydi.

Çok istenilen hatta şuursuzca çok istenen şeylere odaklanınca zihin, gerçeği görmekten uzaklaşıyor. Göstermeye çalıştığınızda da kabul etmesi neredeyse imkânsızlaşıyor. Bu yüzden bilinçaltı çalışmaları bilincin reddettiği, göremediği şeyleri alttan alttan düzenliyor ki sağlıklı atılımlar yapın, sağlıklı kararlar alabilin.

Çalışmaya başladık.

Sevinç’in bilinçaltı temsil edilerek bu tutumu sergilemesine sebep olan alt bilgilere doğru bir yolculuğa çıktık.

Bilinçaltı konuşmaya başladı ve ben de düzenlemelere.  

  • Hareket edemiyorum, dışarıda bir dünya var, yemyeşil, çok güzel fakat ben ona ulaşamıyorum. Biraz da olsa hareket etsem beni tatmin etmiyor, mutlu hissetmiyorum. Herşey hayalde, düşüncede kalıyor, eyleme geçmiyor, yarım kalıyor, yürümüyor.

Eylemsizliğinin nedenine baktığımda gördüğüm şey atalarından getirdiği bir kalıptı.

“Küçük alan içinde yaşarsam, bu bana yeter, daha fazlasını istemeye gerek yok, zaten istesek bile bize gelmez.” Bu kalıpla ataları, hiçbir şey için eyleme, harekete geçme eforu göstermemişler. Azla yetinmeyle mutluymuş gibi yapıp kendilerini oyaladıkları yaşamları olmuş. Sevinç’e yansıyan bu bilgi kalıbı, Sevinç’in de hareket edememesine, istediğini yaratamamasına sebep oluyordu. Bir yandan da Ali’yi bekleyerek oyalanıyordu. Yanında olmayan birini içinde yaşatarak varmış gibi yapıyordu. Atalarıyla ilgili bu kalıbı dönüştürdük! Üzerinde fazla olan yük yapan gömleklerden biri çıkmış oldu.

Haydi devam.

Sonraki seansta; Amigdala çalışması yaptık. Bu çok sevdiğim bir çalışma benim. Amigdala beynimizde küçücük bir yer. Korkularımızla ilgili bilgilerin saklandığı bir yer. Yaşam içinde elbette korkuya ihtiyacımız var ama her şeyin fazlası ya da azı dengelenmek için sinyal veren durumlar yaratır. Korkuları dengeleyen bu çalışma kişilerin önemli farkındalıklar yaşamasını sağlıyor.

Sevinç’in amigdalasından gelen bilgiler bana kapıdan içeri girdiğinde onda gördüklerimin kaynağı gibiydi. Hani o mürebbiye hali vardı ya, işte o.

  • Hayatımda her konu için ayrı kutular var. iş, ev, arkadaş. Aman bunlar karışmasın, sakın karışmasın. Hepsi düzgün, tertipli, kendi sınırları içinde olsun. Bozulmasın. Başarılı, ciddi olmalıyım. Hatta başarısız olmam söz konusu bile olmaz. Her şey mükemmel ve tam olmalı. Olması gerekenin en ideali. Ezber çok nadir bozarım. Herşey kuralına uygun olmalı. Kuralları kim koymuşsa o değiştirir, ben değil. Aslında esneklik biraz isterim ama olmuyor. Herkes hakkımda iyi düşünsün. Mükemmel olayım. Bütün çabam bu.

Amigdala beni esnetin, kaslarımı, duruşumu, bakışımı, sözlerimi her şeyi esnetin diye çığlık atıyordu adeta. Enerjiyle katılıkları, kabukları kırdık döktük.

Dikkat ederseniz daha ortada Ali konusu yok. Yavaş yavaş geliyoruz. Çünkü Ali ile yaşananlar alt beyindeki bilgilerin bir sonucu. Burada yeri gelmişken söyleyeyim ve altın harflerle yazayım.

YAŞADIĞIMIZ HER AN SONUÇTUR.

O sonuca sebep olan kalıplar üzerinde çalışa çalışa çözülmeler ve çözülmelerin yaşama yansımaları gelecek. O zaman Sevinç, Ali konusunu atalarından ya da farklı sebeplerle gelen bilinçaltı kalıplarıyla değil, kendi özgür iradesine göre yeniden yorumlayacak. Bakalım ben de meraklardayım, konuyu nereye getirecek kendi içinde.

Sonraki seansta;

Sevinç’i erkek bilinciyle karşılaştırdım. Erkeklere karşı kendini fanus içinde korumaya almıştı ve fanustan çıkmak istemiyordu. Erkekler hoştu ama ondan uzak olmalılardı. Çünkü erkekler daima kalp kırardı. İşte bam teli:)

Bir zaman diliminde kalbi kırılmıştı ve bir karar almıştı. “Seversem acı çekerim, acı çekmemek için erkeklere uzak olmalıyım”. Bilinçaltındaki bu kodlamanın sonucunu yaşamakta olduğunun farkında değildi sevinç. O sürekli “neden benim istediğim olmuyor, neden Ali gelmiyor, neden evlenmiyoruz” durumundaydı.

Denklem çok basitti aslında Sevinç’in yaydığı bu “erkeklere uzak olmalıyım” frekansına erkekler hizmet ediyor, Sevinç’e onlar da mesafeli duruyorlardı. Bu Sevinç’in enerji yansımasıydı. O kendini koruma altına alma eğilimi içine girdiğinden karşı tarafta hay hay ben de mesafemi alayım bari diyordu.
Ali neredeydi? Başka şehirde.
Ali neredeydi? 1 yıldır ortada yok.

Bu seans sonunda çalışmalar ve gidişat üzerinde konuşurken, Sevinç şunu da fark etti.
Yaşamak istediği şeyi yaşayamamasına sebep olan kendisiydi.

Bir kişi ya da her hangi bir şeyle ilgili olarak ısrarcı olmak onu yaşamın içinde olmaktan alıkoyan, bekleten bir durumdu ve belki de daha kendine uygun yaratımların önünü tıkamaktaydı. İsteklerimiz gerçekleşmiyorsa, buna sebep olan kalıbı nötrlediğimizde önümüze yaşamın sonsuz alternatifleriyle karşı karşıya kalırız ve bizim için en uygun olanı seçme olanağı tanımış oluruz kendimize. İşte bu paha biçilmez bir özgürlük. 

Sevinç’le çalışmalara devam ediyoruz. Mükemmeliyetçilikle ilgili zorlandığı yerler var.

Önümüzdeki gündem bu.

Ama bu aşamaya kadar geldiğimiz noktadaki durumu söyleyeyim size. 

En son geldiğinde ilk defa saçlarını açmıştı, bir de rengini hafifçe değiştirmişti. Kendini her zamankinden daha güzel ve kadınsı hissediyordu. Gözleri daha fazla gülüyordu. Zihnindeki Ali takıntısı, içsel olarak ürettiği bekleme halleri bitmişti. Tatil için hazırlık yapıyordu. 


YORUMLAR

>
Özel seans randevusu için tıklayın