Logo

amigdala mı?

amigdala mı?

Badem yüzlü amigdalam,

Küçük yapısına, badem şekline aldanıp kendisini hafife almayın.
O bir dev aslında. Öyle bir dev ki, insanı vezir de rezil de edebilecek görevleri var.
Beynimizin içindeki limbik sistemimizin üstadı amigdala’dan bahsediyorum.
Amigdalayı anlamak, onu nelerin tetiklediğini fark etmek ve sonunda nasıl davrandığımızı gözlemek ilerlememiz, daha iyi hissetmemiz, başarılarımız için inanılmaz kritik.

Amigdala ne yapıyor?
Duygularımızın düzenlenmesini, kontrol edilmesini, duygularla ilgili hatıraların oluşmasını ve hafızada saklanmasını sağlıyor.
Böyle kısacık bir cümlede tarif ettim ama inanın mesele o kadar da basit değil.

Çünkü amigdala, duygu hayatımız. Duygularımız, her şeyimiz. Bizim izin verdiğimiz ölçüde bizi yöneten olağanüstü bir mekanizma. Eğer duygularla ilgili yönetimi ele geçirememişsek, yönetim amigdaladadır ki kendisi mayın tarlası bile yaratabilir. Çünkü amigdala düşünen beyinden daha hızlı çalışır. İlkel ve dürtüsel tepkilere alan açar ki bunun da davranıştaki karşılığı fevrilikler. İstenmeden söylenen sözler, öfkeyle kalkıp zararlı oturmalar, lüzumsuz basılmış kornalar, hiddet, şiddet, aptal, yersiz kararlar…vb.

Amigdala aynı zamanda çok akıllı.
Yaradılış anımızdan bu zamana kadar tüm duyguları duygusal belleğe kaydediyor. Hepsi bünyesinde saklı, hiçbirini diğeriyle karıştırmıyor ve dahası karşılaştırma yapıyor. Diyelim bir zaman önce bir olay yaşadınız ve öfkelendiniz aradan ne kadar uzun zaman geçerse geçsin, benzer bir olay yaşadığınızda otomatik öfke bilgisi tetikleniyor.

Amigdala korkularımızın da merkezi. Hayatımızı asıl zorlaştıran bu korkular değil mi?
Şimdi bazı kelimeler yazacağım.
Terkedilme, ölüm, başarısızlık, sevilmeme, yalnızlık, dişçi, acı, yükseklik, alay.

Kelimelerin kendisi zaten algımızda korkutucu.
Peki şu kelimeler?
Sevgi, başarı, aşk, paylaşım, yuva, para, dans, gölge.
Negatifleri anladık ta insan sevmekten de korkar mı canım demeyin, neler nelerden kaçıyor insan. Çok korkumuz var ve bünyemizdeki yeri amigdala.

Bu kadar çok bizi tetikleyen, sıkıştıran bir yapının var olmasına ihtiyacımız, gerçekte korkulara, endişeye, öfkeye ve benzeri duygulara ihtiyacımız olmasından. Kendimizi koruyabileceğimiz kadarına ihtiyacımızdan. Ama asıl mesele DENGE!
Dengede olmayan her duygu kırmızı alarm veriyor. Gel beni düzenle diye bağırıyor.

Amigdaladaki milyonlarca kayıtlı bilgilerden hangileri sizin için dengeye gelmesi gereken duyguysa onun üzerinde yapılan çalışmalar, duygunuzu akl-ı selim yönetmenize olanak sağlıyor. Ruhsal zekanızın gelişiminde güzel bir adım, amigdala bilgilerini nötrlemek ve dengelemek.  

Bundan güzel ne olabilir?

Sevgiler,


YORUMLAR

>
Özel seans randevusu için tıklayın